Kısaca kendimin tanımı ve bunun yönlendirdiği bazı düşüncelerim

Merhaba, ben ne olması gerektiğini bilmeyen, oldukça kararsız, bir şeyi yakınlığa göre iyi sayan, birkaç cümle okudukça içimdekileri adlandıran biriyim. Olmak istediğim şeyin şu anda bebeğiyim, acemiyim. Her şeyden sıyrılma duygusu sarmış içimi. Özgürlüğe özlem var içimde. Bir yere ait olamamak, kendini bir yere ait hissetmemek. Bunu öğrendikten sonra bulunduğum bir yerdeki atmosferi kendime yansıtmak için çalışmıyorum. Sadece kendi süzgecimden geçiriyorum o yeri, şehri veya mekanı. Öyle barışık oluyorum binalarla, doğayla ya da her hangi bir yerle. Onlarla konuşuyorum, bazen durumuma göre değişiklik arz ettiğini gözlemliyorum. Mutluluk bazen benim için mutsuzluk, bazen mutsuzluk benim için mutluluk… Kendimi bildikten sonra mutluluk kavramını düşünmüyorum bile. Bir kavrama istediğin anlamı verebilirsin kendince, farklı tanımlaya bilirsin. Kimine göre mutluluk güçtür, kimine göre biriyle beraber olmaktır kimine göre istediklerini yapmaktır. Anlamıyorum, acı çekip de kendini bulan insanların nasıl yanlış yönde olduklarını. Mutluluk talebi o kadar fazla ki onlarda… Başkalarını bile incitebilirler bu yüzden, silebilirler. Peki neden yanlış yönde diyorum bunlara? Birini silmek o kadar büyük bir kayıptır ki insan için. Onları suçlamak gibi bir niyetim yok elbette. Belki kendini koruma içgüdüsüyle hareket ediyorlar.
Düşünce ilerlemiş değil insanda. Düşüncenin önemini anlayamamış insanlar. Sadece bazı şeyleri depoluyorlar, gördüklerini aynen tekrar ediyorlar. Sürüden kopan yanlış yapıyor topluluğa göre. Sürüden kopanı kurbanlık koyun gibi kesiyorlar, onu engelliyorlar. Toplu halde yaşama düşüncesi, birlikten kuvvetlerin doğduğu düşüncesi... Birlikte hareket etmekten en zayıfına göre davranışını ayarlamaktan, en güçlünün doğasına uygun davranışı engelliyoruz, onu aşağıya çekiyoruz. Topluluk, cemaat anlayışıyla hareket edenler küçük düşünür, yöneltilmeye hazır koyun sürüsüdür ve buna göre şuna ulaşırız: Sürüden ayrılıp da cemaat tarafından kurbanlık ilan edilenler aslında gerçek kurbanlardır. Oldukça basit bir mantıktır bu aslında bu birçok kişi tarafından yinelenmektedir. Duygularını başkasının eline koz olarak verir bu kurbanlar. Talihsizliklerini aşamayacak gibi görürler, kendilerini kendi gibi olanların dayanışmasında bulurlar ve buna sevinirler; kurbanlar dayanışma içinde bir şeye bağlanırlar… Bağlandıkları şeyin onları uyutacağından, uyuşturacağından habersizdirler… Bunlar işte mutlu olma isteğinin kurbanları, mutluluğun bir teselliden ibaret olduğunu sananlar.
0 yorum:

bu-raku