Nasihatsiz olmuyor bazı şeyler. Nasihat almak güzel fakat nasihat verme konusunda dikkatli olunmalı. Nasihat verir gibi konuşmaktan kaçınıyorum bu yüzden. İçine çekilmeyi çoktan anlamışım, bir takım bölümlerimin-yanlarımın- sesini dinlemeliyim ve bu sesleri çoğaltmalıyım. Kitabın yaprakları kadar değişmeyen ama değişimi de vurgulayan ayrıca iki yüzlü olmayan bir şey çok azdır bu dünyada. O yüzden içimi zenginleştirmek, sesleri çoğaltmak adına bunları yapıyorum. Bir method da aklın rehberliğinden. Arzulara ket vurmak fakat yine de duyguları belli etmek. Aklın rehberliği ve ruh sağlığı bir arada oluyor böyle.
Şehir kelimesinden ve bu oluşumdan oldum olası hoşlanmadım. Yeryüzünde nereye gidersem gideyim bir akıl içinde ve şehrin yansımasından oluşan küçük bir alanda yaşayacağım. Bu sayede şehir ve oluşumundan hoşlanmama gibi bir duygu da olamaz. Tamamen iyi ya da kötü bir şey olamaz çünkü. Hayalim şehrin yansıdığı o küçük alanımda neyin baskın-iyi ya da kötü- olduğunu görebilmem ve bir küçük alana alışmadan başka bir şehir yansımasına geçebilmektir.
Adalete inanırım sadece. Kaderci olduğum tek şey bu denilebilir ama kesinlikle kadercilik değildir bu. Karakterlerin eylemlerinden onları tanır ve nereye gittiğini görebiliriz. Bir gün kazançlı çıkan, bir gün de batacaktır. Herkes kendi için bir gün doğru bir gün yanlış yapacaktır. Adalet bu sayede gerçekleşir işte. Her şey dengelenir. Görünmez bir el yoktur adaleti gerçekleştiren. Bunu insanların tamamı oluşturur.
Yorum Gönder